.

<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=12916669&amp;blogName=Bulundu%C4%9Fum+Yerden+Manzara...&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_FTP&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fwww.deniztuncalp.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fblogsearch.google.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Bulunduğum Yerden Manzara...





Seminer 2
19 Temmuz 2006 Çarşamba

Bir önceki seminere gelen yüksek talep nedeniyle, ikinci ve şimdilik son defa bir seminer daha düzenliyoruz. Katılmak isteyenler için afişi aşağıda.

Yazının Devamı

Yazan: Deniz Tuncalp @ 12:44 AM, ,




Bir Tavşanın İntiharı
09 Temmuz 2006 Pazar


Yazının Devamı

Yazan: Deniz Tuncalp @ 2:51 AM, ,




Protest Grafitti
08 Temmuz 2006 Cumartesi

Geçen gün bakın yolda neye rastladım :)



Yazının Devamı

Yazan: Deniz Tuncalp @ 12:35 AM, ,




Burası Neresi?
07 Temmuz 2006 Cuma

İstiklal Caddesi'nde aylardır derin bir sefalet hakim. Katılımcı belediyecilik(!) anlayışından olsa gerek, nedendir niçindir anlatmadan, kimsenin büyük bir şikayetinin olmadığı parke taşlarını söküp, sokak cadde bırakmadılar. Bu arada caddenin tek yeşil süsü olan yolun iki tarafındaki irili ufaklı ağaççıkları da kestiler.

Bu konudaki rivayet muhtelif. Kimi diyor güvenlik kameralarına siper oluyordu, kimi diyor, yolun altindaki bir galeri-tünele zarar veriyor diye (?) kesilmiş. Başkana sordular, daha güzel olsun diye kesiyoruz, balkonlara saksı yapacağız diye bence absürd bir yanıt verdi.

Tabii bu boy bir estetik inşaat işi yaparken gerekli inşaat detayı becerisi gösterilemediği için, granitler idare etse de, birleşim noktaları rezalet oldu. Altyapı kapaklarının etrafları, bina köşeleri eski halinden çoook daha kötü oldu. Şimdi granitleri değiştiriyorlar, inşaat lugatında finiş denen bu köşeler, kenarlar, detaylar, bir nebze daha iyi olsa da yine kötü. Ahali de canından bezdi artık. Ana cadde böyleyken, sokaklardaki durumu anlatmak mükün değil. Nasıl kazıp, nasıl doldurulduğunu hatırlayınca, bu kış ve önümüzdeki kışlarda bütün sokaklarda çökmeler olacağını öngörmek işten değil.


Bir de tabii granit mevzusu var. İçine çamurlu su çeken sahte Çin graniti mi, özz be özz, halis muhlis Türrkkk graniti mi? Milliyetçilik her yerden en koyu haliyle üzerimize yağıyor, bir granitimizin Türk olanı eksikti. Bütün bu değişikliğin bence en kötü sonucu da, İstiklal ve sokaklarındaki araç trafiğindeki inanılmaz artış oldu. Geçen gün, arabanın biri İstiklal Caddesi üzerinde HIZ yapıyordu. Katliam olmadıysa, ahalinin ve turist tayfasının çevikliğindendir. Ben kendi hesabıma, İstiklal'deki ağaçları geri istiyorum. Caddenin gölgeye, yeşile ve trafik kesiciye ihtiyacı var.


Saksı çiçeği yapmak için ağacı kesmek lazım mıdır?

Yazının Devamı

Yazan: Deniz Tuncalp @ 10:07 PM, ,




Hasret

Doktora bitecek, Deniz rahat edecek. Ne büyük yalan... Son günlerde tekrar tekrar söylediğim gibi, benim rahat edebilmem icin 2 alternatif çözüm var. Ya insan klonlama teknolojisi ya lobotomi, aksi takdirde bu kafayla rahat yüzü görmek mümkün değil. Her canımın istediği işe yetişebilmek için en az 4-5 tane benden olması lazım, veya lobotomi ile beyinin bazı yerlerini aldırıp, saksı çiçeği gibi boş bir ifade ile ot tadında yaşamak. Başka türlü rahat yüzü yok.
Bir çok şey oldu geçti, hangi birini yazayım geriye doğru? Hayatın temposu yazmama olanak vermiyor. Her gün yazabilme lüksü olanlara imreniyorum. Ama yelkenleri indirmek yok, kör topal yazmaya devam. Çünkü az evel, geçen yaz sonu yazdıklarıma bakıp, o günlerde neler düşündüğümü, neler hissettiğimi hatırladım. Kendime gelecek için not bırakmanın ve bunu okuyan herkesle paylaşmanın motivasyonu içerisindeyim. Viva Bloggaaa...
Yazının Devamı

Yazan: Deniz Tuncalp @ 9:17 PM, ,