.

<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=12916669&amp;blogName=Bulundu%C4%9Fum+Yerden+Manzara...&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_FTP&amp;navbarType=BLUE&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fwww.deniztuncalp.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fblogsearch.google.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Bulunduğum Yerden Manzara...





Bir iki yetmez üç tane.
07 Haziran 2005 Salı

Bugün gazetelerde İstanbul'a üçüncü havalimanı projesi için Başbakan tarafından işaret verildiği yazıyor. Avrupa yakasına ikinci "dev" havalimanı projesi yapılacakmış. Yeşilköy'de bulunan Atatürk havalimanı ihtiyaçlara cevap vermiyormuş, zaten şehrin Büyükçekmece yönü çok büyümüş, vs. vs. Kemerburgaz'daki taş ocakları, Büyükçekmece, Silivri, Çatalca'nın adı geçiyor.

İstanbul'un ulaşımının bir master planı yok mudur? Bu tür anlık ama har vuran harman savuran çözümlerle nereye varilabilir? Metro, hafif raylı sistem, tramvay, finukiler sistem diye saya saya bitiremeyecegimiz çeşitlilikte ama vatandaşın ihtiyacını tam çözemeyen nitelikte, teknik ekip, yedek parça envanteri, bakım maliyeti gibi kalemlerinin bu çeşitlilikten dolayı kaça mal olduğunu hep merak ettiğim İstanbul şehir içi ulaşım sistemleri israfına uluslararası boyutta bir de dizi dizi havalimanları mı ekleyeceğiz?

Sokağa çıkıp İstanbul'da yaşayanlara sorsak, özellikle Anadolu yakasinda söylenecek ilk şey şüphesiz Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yapılmış ve Havelsan, Aselsan gibi askeri imalat şirketlerinin kurduğu HEAŞ şirketi tarafından işletilen Sabiha Gökçen havalimanının şıkır şıkır bir tesis olmasına rağmen yeterince kullanılmadığı olacaktır.

Anadolu yakasında yaşadığım dönemde hava ulaşımı kullanacağım zaman en zoruma giden şey Sabiha Gökçen dururken, o kadar yol yapıp kıta değiştirerek Yeşilköy'e gitmekti. Şimdi o havaalanı kapasitesine ulaşamadan, Kargo trafiği Atatürk havalimanından alternatif meydanlara alınarak Atatürk'ün kapasitesi yolcuya yönelik olarak daha etkin kullanılmadan, üçüncü meydan ne demek oluyor? Üstelik önümüzdeki günlerde yenilenmesi gereken Atatürk havalimanı işletme ihalesinde işletmeci firmaya yolcu garantisi verileceği düşünülürse, havalimanı sayılarını artırmak ne kadar doğru bir tercih?

Sabiha Gökçen'i kapasitesine yakışır bir şekilde kullanmadan, iki havalimanımızı kolay ve hızlı bir yolla (örneğin Paris gibi pek çok metropolde de olduğu gibi hızlı tren veya metro gibi bir yol ile) birbirine bağlamadan, Atatürk'ün daha az kullanılan ve diğerinden kısa olduğu bilinen pisti uzatılmadan, hakim rüzgar yönünde paralel bir pist yapılmasına yönelik kamulaştırma imkanı zorlanmadan, İstanbul'da üçüncü bir havalimanı yatırımı yapılmalı mıdır? Paris iki meydanla çok güzel idare edip, DeGaulle havalimanını bir prestij meydanı olarak büyütürken, İstanbul'a bir üçüncü meydan eklemek ancak israf olarak nitelendirilebilir.

Ankara - İstanbul hızlı tren projesinden vazgeçtim, nasıl olmuşsa bakir kalabilmiş bir yer bulup 10 milyon metrekare bir alan üretip bunun etrafındaki milyonlarca kilometrekare için rant üretmek için mi İstanbul'a üçüncü "dev" havalimanı yapıyoruz?

Yoksa üçüncü havalimanı, oldu bittiye getirilecek gibi görünen ve şehrin kuzey ormanlarını yokedip, daha da kuzeye kaymasına yol açacak, karadeniz kıyısındaki üçüncü köprü projesine sağlanan kılıflardan bir yenisi mi?

Maslak'taki boş duran kuleler yetmiyormuş gibi Haydarpaşa'ya yeni kuleler ekleyecek "prestij" projesini İstanbul'lular olarak tartışamadık, üçüncü köprü ve üçüncü havaalanı projelerini de tartışamayacağız sanırım.

Yazan: Deniz Tuncalp @ 7:44 PM,




0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home