Sevan Nişanyan - Cehennem / Taraf
28 Haziran 2009 Pazar
Taraf Gazetesi | Sevan Nişanyan - CehennemKudüs’e gitmiş olanınız varsa bilir, eski kentin güneyindeki dik vadi Hinnom Vadisidir. İçi tıklım tıkış Filistinli mahallesidir. İbranice ge vadi olduğu için Ge Hînnôm ?????? derler.
Tevrat’a göre burada vaktiyle putperestlerin tapınağı varmış, tanrı Moloh’a çocuk kurban ederlermiş, ne kadarı gerçektir ne kadarı Tektanrıcı propagandadır bilmem. Krallar 2.23’e göre kral Yosiah bu töreyi yasaklamış, tapınağı da yıktırmış. Ondan sonra burası Kudüs kentinin çöplüğü olmuş. Hayvan leşleri ve idam mahkûmlarının cesetleri buraya atılırmış. Sürekli ateş yanarmış. Kokuyu tahmin edebilirsiniz artık.
Tevratta ge hînnôm veya gei ben-hînnôm (“Hinnom oğlu vadisi”) onbir yerde geçiyor. Hepsinde de somut bir yer sözkonusudur. Sadece Yeremya 7.31’de günah işleyip lanetlenen Yahuda halkının ölülerinin Hinnom vadisini dolduracağı, orada kurda kuşa yem olacağı, bundan dolayı vadinin adının “Gözyaşı Vadisi” olarak anılacağı bildirilir. Tevrat’ın Aramice tefsirlerinde sözcük Gehennâm şeklinde geçer. Allahın putperestlere yönelik gazabının simgesi olarak yorumlanır.
Aramice /g/ = Arapça /c/ kuralından daha önce söz etmiştim, hatırlarsınız. İncil’de geçen sözcük Yunanca gehenna’dır. Hz. İsa bu sözü oniki yerde telaffuz eder. Her seferinde günahkâr bir kişiyi veya günah işleyen bir organı “Gehenna ateşine atmak” eylemi söz konusudur. İsa daima mecaz ve mesellerle konuşmayı sever, burada da mecazi bir anlam kastetmiştir sanırım. Ama ikibin senedir tartışılan bir konuyu ben çözecek değilim herhalde.Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 10:09 AM,
,
![]()
Boş Zamanlarınızda Ne Yaparsınız?
03 Haziran 2009 Çarşamba
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 12:38 AM,
,
![]()
The Last Lecture
04 Mayıs 2009 Pazartesi
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 10:50 PM,
,
![]()
TeknoKritik - 12:
Sütlü İncir Tatlısı
Sosyal bilimlerde pek çok yaklaşım teknoloji kavramını kendi temel meselesine göre farklı tarif eder. Bu alanda dört ana perspektiften biri de yorumlayıcı (interpretive) yaklaşımdır. Gözlemciden bağımsız nesnel bir gerçekliğin var olmadığını savunan bu yaklaşıma göre her bir mesele ancak ilişkide olduğu kişi (kullanıcı, gözlemci, vs.) ile birlikte anlaşılabilir. Bu yaklaşıma göre “teknoloji”, kullanıcısı onu nasıl anlamlandırıyorsa ona göre var olur. Herhangi bir teknoloji yaşam çevrimi içinde farklı anlamlar kazanabilir. Kısacası bir teknolojiye insanlar günlük hayatta nasıl bir anlam yüklüyorsa o teknoloji toplumsal olarak odur.
Örneğin Internet, hâkim kullanış biçimi olarak bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak, yeni şeyler öğrenmek için kullanılıyorsa başka, birbirini tanıyan tanımayan kimseler arasında sosyalleşme ve sohbet amacıyla kullanılıyorsa başka bir toplumsal varlık kazanır. Dünya üzerindeki insanların bilgiye erişme fırsatlarını önemli ölçüde eşitleyen Internet’in bu devrim yaratan özelliği ancak o imkanı kullanırsanız vardır. Yanlış anlaşılmasın bu örneği “Internet üzerinde sosyalleşmek kötü, ilim irfan için kullanmak iyi” gibi basmakalıp bir duruşu yeniden üretmek için söylemiyorum. Esasen bu yazıda toplum olarak Internet ile kurduğumuz ilişkiyi anlamlandırmak yolunda sorular sordurmanın peşindeyim.
Gelelim incir tatlısına. Yıllardır yazdığım bir açıkgünlük (blog) sitem var. Yukarıdaki e-posta adresinden de görülebileceği gibi adresi www.deniztuncalp.com olan sitemde aklıma gelen her konuda bir şeyler yazıyorum. Tele.com.tr’de yazmaya başladıktan beri buradaki yazılarımı da siteye ekliyorum. Dolayısıyla site zamanla çok çeşitli içeriğin biriktiği bir yer oldu. Siteye arama motorlarından gelen ziyaretçilerin hangi anahtar kelimeleri arayarak geldiklerine baktığımda ise şaşırmadan edemiyorum.
Yıllar önce yazdığım bir yazıda sadece bir defa “porno” geçtiği için o yazıya takılan kişiler, arama motoru ile gelen site ziyaretçilerinin yaklaşık %15-20’sini oluşturuyor. Cinsel içeriğin Internet’te ne kadar talep gördüğünü düşününce bu çok şaşırtıcı değil. Beni esas şaşırtan yıllar önce aklıma esip denediğim ve sonra tarifini siteye koyduğum “Sütlü İncir Tatlısı” yazısının gördüğü büyük ilgi. Arama motorlarından siteye gelen ziyaretçilerin %50-%60’ı “Sütlü İncir Tatlısı” tarifine geliyor.
Tek örnekle sonuca varılmaz ama, bilişim ile ilgili kelimeler arayanlar en fazla %8 olurken sütlü incir tatlısına bu aşırı ilgi nasıl yorumlanmalı? A)Bilişimciler kendi konularında arama motorlarını aşçılardan çok daha az kullanıyor, B)Toplum olarak en çok yemek içmek meselesi ile ilgiliyiz, C) Akşama ne yapacağını bilemeyen ev hanımlarımız derdinin çözümünü Internet’te buldu, D)Hiçbiri. Türkçe yemek tarifeleri üzerine yazılan açıkgünlükler bilişim açıkgünlüklerini adet, içerik ve nitelik olarak çoktan geçtiğine göre sanırım bilgi toplumuna yemek tarifleri, amatör aşçılar ve ev hanımlarından başlayarak geçiyoruz.
Örneğin Internet, hâkim kullanış biçimi olarak bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak, yeni şeyler öğrenmek için kullanılıyorsa başka, birbirini tanıyan tanımayan kimseler arasında sosyalleşme ve sohbet amacıyla kullanılıyorsa başka bir toplumsal varlık kazanır. Dünya üzerindeki insanların bilgiye erişme fırsatlarını önemli ölçüde eşitleyen Internet’in bu devrim yaratan özelliği ancak o imkanı kullanırsanız vardır. Yanlış anlaşılmasın bu örneği “Internet üzerinde sosyalleşmek kötü, ilim irfan için kullanmak iyi” gibi basmakalıp bir duruşu yeniden üretmek için söylemiyorum. Esasen bu yazıda toplum olarak Internet ile kurduğumuz ilişkiyi anlamlandırmak yolunda sorular sordurmanın peşindeyim.
Gelelim incir tatlısına. Yıllardır yazdığım bir açıkgünlük (blog) sitem var. Yukarıdaki e-posta adresinden de görülebileceği gibi adresi www.deniztuncalp.com olan sitemde aklıma gelen her konuda bir şeyler yazıyorum. Tele.com.tr’de yazmaya başladıktan beri buradaki yazılarımı da siteye ekliyorum. Dolayısıyla site zamanla çok çeşitli içeriğin biriktiği bir yer oldu. Siteye arama motorlarından gelen ziyaretçilerin hangi anahtar kelimeleri arayarak geldiklerine baktığımda ise şaşırmadan edemiyorum.
Yıllar önce yazdığım bir yazıda sadece bir defa “porno” geçtiği için o yazıya takılan kişiler, arama motoru ile gelen site ziyaretçilerinin yaklaşık %15-20’sini oluşturuyor. Cinsel içeriğin Internet’te ne kadar talep gördüğünü düşününce bu çok şaşırtıcı değil. Beni esas şaşırtan yıllar önce aklıma esip denediğim ve sonra tarifini siteye koyduğum “Sütlü İncir Tatlısı” yazısının gördüğü büyük ilgi. Arama motorlarından siteye gelen ziyaretçilerin %50-%60’ı “Sütlü İncir Tatlısı” tarifine geliyor.
Tek örnekle sonuca varılmaz ama, bilişim ile ilgili kelimeler arayanlar en fazla %8 olurken sütlü incir tatlısına bu aşırı ilgi nasıl yorumlanmalı? A)Bilişimciler kendi konularında arama motorlarını aşçılardan çok daha az kullanıyor, B)Toplum olarak en çok yemek içmek meselesi ile ilgiliyiz, C) Akşama ne yapacağını bilemeyen ev hanımlarımız derdinin çözümünü Internet’te buldu, D)Hiçbiri. Türkçe yemek tarifeleri üzerine yazılan açıkgünlükler bilişim açıkgünlüklerini adet, içerik ve nitelik olarak çoktan geçtiğine göre sanırım bilgi toplumuna yemek tarifleri, amatör aşçılar ve ev hanımlarından başlayarak geçiyoruz.
Etiketler: teknokritik
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 10:05 PM,
,
![]()
TeknoKritik - 11:
Küresel Krize Mobil Çözüm
11 Nisan 2009 Cumartesi
Dünya finans sisteminin taşıdığı risklerin türev piyasaları sayesinde anlaşılamaz hale gelmiş olması ve ABD’deki “mortgage” sektöründen kaynaklanan değer balonunun patlaması tüm dünyayı bir ekonomik durgunluğun içine düşürdü. Gayrimenkul piyasalarının ünlü yatırımcısı Soros bu krizin tarihi büyük durgunluktan daha da büyük olduğunu (http://getir.net/mw4), pazar mekanizmalarının dengeye ulaşmaya doğru ilerlediği gibi temel pazar kabullerinin paradigmatik olarak yanlış olduğunu söylüyor (http://getir.net/mw5). Şimdiye kadar yaşananlar bu iddiaların doğruluğunu destekler yönde.
Şubat ayında düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde küresel durgunluğa mobil sektörün ülke bazında çözüm olabileceği ifade edildi. Hazırlanan bir araştırma raporuna dayanarak, mobil internet için kullanıma açılacak yeni bir spektrum aralığının örneğin Çin ekonomisine $211 milyar Hindistan ekonomisine $95 milyar katkıda bulunabileceği söyleniyor. Bunun için hükümetlerin belirsiz ve değişken olmayan bir düzenleme ortamı sağlaması ve spektrum planlamasını yeniden gözden geçirmesi talep ediliyor Hatta ülkelerin spektrum yönetiminde benzer politikalar uygulamasının mobil cihazlarda yüksek hacimlerin ve düşük maliyetlerin sağlanabilmesinin önünü açacağını söyleniyor. Dünya GSM Birliği dijital TV yayınına geçilmesi ile boşa çıkacak 400 MHz’lik düşük frekans aralığının sadece 100 MHz’inin kullanılmasının bile herkes için ucuz ve kaliteli mobil internet hizmetini mümkün kılacağını söylüyor. Örneğin 2100 MHz bandı yerine 700 MHz üzerinden Mobil Internet servislerinin kurgulanması maliyetleri %70 daha ucuzlatacağından bugün için ticari görünmeyen en kırsal alanlara hizmet vermenin dahi ekonomik olacağı söyleniyor.
Türkiye’de 3G yatırımlarının bu yıla kadar gecikmiş olması tesadüfen bir fırsatı da beraberinde getirmiş olabilir. Bu yıl operatörler çok büyük paraları yatırıma dönüştürüyor ve bu da ekonomik yavaşlamayı önemli ölçüde frenliyor. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığı da ortada. Türkiye’deki karasal dijital yayının içinde bulunduğu problem yumağının çözülmesinin frekans planlamasında önemli fırsatların önünü açacağı görünüyor. Marmara depreminden sonra “geçici” olarak gelip kalıcı hale gelen dünyanın en ağır vergi yükünün sektörün sırtından alınması ucuz ve yaygın Internet hizmetini tüm ülkeye taşıyabilir, ekonomiyi canlandırabilir.
Global krize olabildiğince yerel çözüm için elden geleni yapmak vaktidir. Yaşadığımız şey gerçekten büyük durgunluktan daha da büyük bir fenomen ise bu krizin sonunun ne olacağı hepimizi daha da yakından ilgilendiriyor. Geçen sefer büyük durgunluk, en çok etkilenen ülkelerin başına Hitler gibi demagog ve ultra-milliyetçi politikacıların gelmesine ve sonuç olarak dünya savaşına sebep olmuştu. Durgunluk ancak savaşla geçti. Ne dersiniz? Kısa dönemli hesaplar yapmak yerine teknolojiye bir şans vermeye değmez mi?
Şubat ayında düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde küresel durgunluğa mobil sektörün ülke bazında çözüm olabileceği ifade edildi. Hazırlanan bir araştırma raporuna dayanarak, mobil internet için kullanıma açılacak yeni bir spektrum aralığının örneğin Çin ekonomisine $211 milyar Hindistan ekonomisine $95 milyar katkıda bulunabileceği söyleniyor. Bunun için hükümetlerin belirsiz ve değişken olmayan bir düzenleme ortamı sağlaması ve spektrum planlamasını yeniden gözden geçirmesi talep ediliyor Hatta ülkelerin spektrum yönetiminde benzer politikalar uygulamasının mobil cihazlarda yüksek hacimlerin ve düşük maliyetlerin sağlanabilmesinin önünü açacağını söyleniyor. Dünya GSM Birliği dijital TV yayınına geçilmesi ile boşa çıkacak 400 MHz’lik düşük frekans aralığının sadece 100 MHz’inin kullanılmasının bile herkes için ucuz ve kaliteli mobil internet hizmetini mümkün kılacağını söylüyor. Örneğin 2100 MHz bandı yerine 700 MHz üzerinden Mobil Internet servislerinin kurgulanması maliyetleri %70 daha ucuzlatacağından bugün için ticari görünmeyen en kırsal alanlara hizmet vermenin dahi ekonomik olacağı söyleniyor.
Türkiye’de 3G yatırımlarının bu yıla kadar gecikmiş olması tesadüfen bir fırsatı da beraberinde getirmiş olabilir. Bu yıl operatörler çok büyük paraları yatırıma dönüştürüyor ve bu da ekonomik yavaşlamayı önemli ölçüde frenliyor. Ancak bunun tek başına yeterli olmadığı da ortada. Türkiye’deki karasal dijital yayının içinde bulunduğu problem yumağının çözülmesinin frekans planlamasında önemli fırsatların önünü açacağı görünüyor. Marmara depreminden sonra “geçici” olarak gelip kalıcı hale gelen dünyanın en ağır vergi yükünün sektörün sırtından alınması ucuz ve yaygın Internet hizmetini tüm ülkeye taşıyabilir, ekonomiyi canlandırabilir.
Global krize olabildiğince yerel çözüm için elden geleni yapmak vaktidir. Yaşadığımız şey gerçekten büyük durgunluktan daha da büyük bir fenomen ise bu krizin sonunun ne olacağı hepimizi daha da yakından ilgilendiriyor. Geçen sefer büyük durgunluk, en çok etkilenen ülkelerin başına Hitler gibi demagog ve ultra-milliyetçi politikacıların gelmesine ve sonuç olarak dünya savaşına sebep olmuştu. Durgunluk ancak savaşla geçti. Ne dersiniz? Kısa dönemli hesaplar yapmak yerine teknolojiye bir şans vermeye değmez mi?

Etiketler: teknokritik
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 5:34 PM,
,
![]()
Engel Nerede?
23 Mart 2009 Pazartesi
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 12:56 AM,
,
![]()
Teknolojinin Evrimi
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 12:30 AM,
,
![]()
Predictably Irrational
22 Mart 2009 Pazar
Etiketler: video
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 11:25 PM,
,
![]()
Konuşma: MVNO Innovation Executive Forum 2009 / London
15 Mart 2009 Pazar
• Benchmarking with International examples and lessons learned from MVNO cases worldwide.
• Assessing the Turkish GSM market for establishing an MVNO in Turkey.
• Identifying barriers and opportunities that are critical for MVNO business plans.
• Creating MVNO business plans that create real value to the customer.
Dr. Deniz Tunçalp, MVNO Business Manager, Turkcell
Tarih: 6 - 8 May 2009
Yer: London, UK
Etiketler: konusma
Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 11:35 PM,
,
![]()
Kitabım çıktı :)
14 Mart 2009 Cumartesi



Yazının Devamı
Yazan: Deniz Tuncalp @ 5:05 PM,
,
![]()








